Son zamanlarda öğretmenler üzerine o kadar çok haber, o kadar çok köşe yazısı ve bir o kadar da haykırış ve isyan duydum ki…  İnsanın duymaması imkansız. Bir tarafta yüz binleri çoktan aşmış ve hala iş bekleyen öğretmenler diğer yanda da okullarda hala öğretmenlerini bekleyen milyonlarca çocuk.

Ne taraftan bakarsak bakalım ortada bir sıkıntı olduğu ve bu sıkıntının öyle yenilir yutulur bir türden olmadığı apaçık ortada. Ortada mağdur olan çok büyük sayıda öğretmenimiz ve onları hala duymazdan gelen ve hala da duymazlıktan gelebilen bir hükümet, bakanlık, bakan ve artık sorunu görmezden gelenler nerelere kimlere kadar gidiliyorsa.

Eski Milli Eğitim Bakanımız tutamayacağı sözler vermiş, gitmiş. Tamam, giden gitmiş de geride kalan peki? Hiç onları düşünen olmuş mu? Cevap: Hayır. Koskocaman bir hayır… Eski bakan zamanında ilk önce 55 bin öğretmen ataması sözü verilmiş ancak tutulmamış. Seçimden hemen önce 1 haziranda 30 bin öğretmen ataması yapılmış ancak bunun neresinden bakarsanız bakın bunun aslı 30 bin hiç olmamış mış mış… Bu rakamın yarıya yakını elinde işi olup sözleşmeli diye tabir edilen öğretmenler ve insan düşününce hani 30 bin atama diye düşünmeden edemiyor. Bu 30 bin atama da ne tesadüftür 12 Haziran seçimlerinden tam 10 gün önce yapılmış. Yani… Sonra 2 Haziranda bu sözleşmeli kadrolardan boşalan öğretmenlerin yerine yeni sözleşmeli öğretmen ataması yapılacak denmiş ki al sana tutulamayan bir söz daha. Neyse bu sözleşmeliden boşalan kadro 14 binli bir rakam. KHK ile aradan birkaç gün geçmeden ve seçime günler kala bütün sözleşmeliler kadroya alınınca yeni bir durum çıkmış ortaya. Sözleşmeli öğretmen alımı diye bir şey yok. Eee? Nasıl yani? Bunun yerine 6 binli bir rakam atanmış. Sorun hala büyümekte çözüm adına hiç bir şey yapılmadan. Ve hala durum aynı… Hiç değişmiyor. Gelelim Ağustos atamasına… Öğretmenlik olma hakkını kazanmış olmalarına rağmen KPSS denen bir sınavla öğretmen olabilen (sayılarını tam bilmiyorum resmi ya da gayri resmi rakam) öğretmen adaylarımız 1 yıl emek verip gecesini gündüzüne katıp belki üç kuruşa calıstırılıp, bir de dershaneye o kadar para verip koca bir yılın emeğini Ağustos atamasında almak ümidiyle harıl harıl çalışan bu kadar genç insan (genç sayılmayanlar da olabilir) yine büyük bir hüsranla karşılaşmış. Nasıl bir hüsran mı? İnanın ki büyük. 300 binlerin üstünde mezun öğretmen işsiz dolanıp dururken Ağustos ayında yapılan atama 11500. Çok komik, trajikomik. Evet, sayın yetkili yetkisiz herkes. Ortada büyük bir sorun var ve birçok şeyden daha önce, ne bileyim hani insanın aklına geliyor; milletvekillerinin makam araçlarına devletin şoför tahsis etmesi konusundan önce mesela, ya da bilmem kaç bin TL maaşla bakanlara yardımcı atanması konusundan önce. Ortada bu kadar büyük bir mağdur kitlesi varken, hatta artık gencecik, öğretmen olma aşkıyla yanıp tutuşan ve bunu yapamadığı için canına kıyan sayısı azımsanmayacak kadar çok öğretmen arkadaşlar varken; bazı konulardan önce bu konuya duyarsız kalmamak imkansız bir durum. Ve hala bu sese duyarsız kalınabiliyorsa da problem hepimizdedir. Ancak yine de ümitliyim. Hal böyle iken ve bu mağduriyetin bir nebze giderilmesi adına öğretmenlerimiz istediklerini mutlaka alacaktır. Ağustos ayında öğretmenlere verilen 11500 gibi komik bir kadro sayısının önümüzdeki  aylarda telafi edileceğini ve yeniden  ara dönemde ya da öncesinde yeni bir atama yapılacağını düşünüyorum. Ve Sayın bakanımız da o makama sorun çözme ve çözüm üretme adına gelmişse bu haykırışa bu mağduriyete kayıtsız kalmayacaktır diye ümit ediyorum. Lakin kayıtsız kalınabiliyorsa da insan sormaz mı sayın Bakan siz ne işe yararsınız orada görüntüden başka diye! Tüm öğretmenlerimizin seslerini, haklı haykırışlarını duyuyorum ve haklı davalarının arkasında koşmalarını ve elimden geldiği kadar da kendi adıma desteklerimi esirgemeyeceğimi belirtmek istiyorum.


Dostkelime: , , , , , , , , ,

2 Cevap “Öğretmenlerin Kayıtsız Kalınan Haykırışı”

  1. cılgın magdure
    19:17 on Eylül 25th, 2011

    daha ne diyelim daha ne olsun…

  2. okanozkan
    19:18 on Eylül 25th, 2011

    keske herkes bu kadar duyarlı olabilse.

Cevap Yaz: